Zihinsel Engellilerin Aileleri’nin Gözünden

Tarih Temmuz 24, 2010

Zihinsel Engellilerin Ailelerinin GözündenTürkiye’de resmi kayıtlarda yer alan, yaklaşık 8,5 milyon zihinsel - bedensel- işitsel - görme engelli insan olduğu bilinmekte. Engelliler doğumundan başlayan zorlu hayatın içinde birçok sorunla karşılaşmaktadırlar. Bu “engel” kategorilerinin içinde zihinsel engellilerin aileye bağımlılık oranları daha yüksek sayılabilir. Bebekliğinden eğitim çağına kadar çocuklarımızın / kardeşlerimizin, hayatta yalnız kalmalarının kaygısını her geçen gün çok daha fazla hissetmekteyiz.

Merkezi hükümet kurumları ve yerel kurumların çözümleri - politikaları, medyanın yaygın olarak ‘sorunu’ ele alış biçimi yalnızlığımızı artırıcı ve daha biçare - çözümsüz hissetmemizi yoğunlaştırıcı niteliktedir. Aileler olarak bizlerin neredeyse, çocuğunun “engelinden” utanır durumda hissetmemize neden olacak düzeydedir.

Çözüm bir yanıyla ‘engellinin kendi bağımsız varlığını hissedebileceği’ yaklaşımı esas alan ve ailelerin taleplerini anlamaya çalışmaksa, diğer yanı da daha köklü ve süreklilik arz eden çözümlerin hayatiyet kazanmasıdır. Bu anlamda, zihinsel engellilerin eğitim sorunu ülkemizde henüz yeni gelişmekte olan eğitim kurumları hem nitelikli eğitim vermekten uzak hem de farklı zihinsel engele sahip olan çocukları kapsayıcı bir eğitimi sağlayamamaktadır. Zaten 8 yıllık zorunlu eğitimden sonra, eğitim hayatı parası yok ise biten bir durumla karşı karşıyalar. Parası olsa bile 8 yıldan sonra engeli ağır olanların eğitimini sürdürme olanaklarını karşılayacak bir kurum ne yazık ki yok. Dolayısıyla, 8 yıllık eğitime katılabilme olanağına kavuşmuş olsa da sonrası yoktur. Yaş ilerledikçe, eğitim kurumlarının ihtiyacı daha da artmakta iken ve çok açık bilinmekte iken çözüm yoktur. Maddi olanağı olan ailelerin daha özel - kişisel çözümler yaratması dahi çözüm olmamaktadır.

Günümüzde rehabilitasyon ve uygulama merkezleri ile sağlanmaya çalışılan bu eğitim bir yandan özel sektörün eline bırakılmıştır. SGK’ nın çok kısıtlı bir biçimde karşıladığı bu kurumlardaki bireysel eğitim formu yetersiz kalmaktadır.

Aileye ya da birine bağımlı olarak yaşamak zorunda olan zihinsel engelli insanlarımızın, kendilerine refakat eden yakınlarını kaybettiklerinde yaşamlarını sürdürebilecek donanıma sahip mekanlar, kurumlar yoktur. Tabiri caizse, sokakta kalmaya mahkum ve sonsuz bir karanlık beklemektedir.

Ailelerin kendi canları olarak belledikleri yakınlarına ayırdıkları zaman ve emekleri görevleri olarak değil sevgilerindendir. Lakin çağdaş – demokratik - sosyal hukuk devleti olmanın gereği, aileleriyle engellinin arasındaki ilişkide, yaratacağı sosyal - maddi çözümlerle birbirine bağımlı hayatlar halini azaltabilmesinden geçmektedir.

· 8 yıllık eğitimin ulaşılabilir - yaygın ve etkin hale getirilmesi. Bu eğitimin engellilerin ailelerine dönük bilinçlendirme etkinliğinin arttırılması.

· 8 yıllık eğitim sonrasında ve süreklilik arz eden ‘ruhsal – düşünsel - bedensel’ ihtiyaçlarının öngörüsünü insani olarak da öngörebilen donanıma sahip kurumların oluşturularak, devamlılığın sağlanması.

· Yatılı, ara zamanlı devam edilebilen esnekliklere sahip kurumsal işleyiş olanaklarının arttırılması.

Zihinsel Engelli Aileleri

7 Yorum

  1. Selma Güneş
    24 Temmuz 2010

    O, kardeşim benim…O, engelli… O, koca bebeğim…

    Senin gözlerinde, olmasın hüzün,

    Yaşadığın her gün, hep gülsün yüzün.

    Gözyaşlarını, aldım elinden…

    Ben, senin yerine dökerim canım.

    ”Abla” deyip kucağıma koşarken,

    Şu hayattan, habersizce yaşarken…

    Sana ” DELİ” dediler, sevgiden yoksun insancıklar…

    Gülüşüne… İçim yandı… Kardeşim…

    Sol yanım, yıkıktı…Sağ yanım, zayıf…

    Ölüme gidecektin, elimden kayıp…

    Son bir gayret asıldım! Canımdan cayıp!

    Dişlerim…Kazağında takılı kaldı…

    Gözlerim..Gözlerine çakılı kaldı..Kardeşim…

    Bebek ruhun, kaldı koca bedende…

    Bilemedin, yaraların nerende…

    Senin yerin… Benim ciğer paremde…

    Ölümüne… Yanındayım kardeşim!

    Ya benden sonra…Ya bizden sonra ?

    Selma Güneş


  2. sakineozserin
    24 Temmuz 2010

    16 yaşında spastik engelli bir oğlum var .Bana ve çevremdekilerin söylediğine göre biz şanslıyız neden çünkü oğlum bu yıl ilköğretimi bitirip liseye başlayacak.Ama şu var ki oğlumun döneminde Milli Eğitime bağlı olarak ilk öğretim veren özel eğitimler bu gün ödenek eksikliğinden bu eğitimi veremiyorlar.Dolayısıyla engelli çocuklar bana göre sadece vakit dolduruyorlar.Çünkü öncelikle aileler daha sonra da toplum onları yok sayıyor.Şu anda var olan yasalar ve de göstermelik engelli hakları bana hiç inandırıcı gelmiyor.Önce onlara sahiden hak ettikleri değeri verip acımak ya da kendimizi daha akıl sayıp aslında onların duygularının bizim aklımızdan daha kuvvetli olduğunu unutmamalıyız.Bildiğim birtek şey varsa o da en ağır zihinsel engelli bir insan bile öncelikle bu işi yürekten seven ve uzman eğitimi alan kişiler tarafından mutlaka eğitilecektir.Ben çok açık bir şekilde şunu belirtmek istiyorum ki kurumsal olarak engellilerin eğitim süreci henüz ilk aşamada çözülemedi ki ileriki adımları düzenlensin.Bu işlerin düzelmesi için önce bilnçli insanların çoğalması gerek .şu an çocuklarını geçim kapısı olarak gören aileler var olduğu sürece eğitimin adı bile geçemez.


  3. Gülay Çavdarlı
    25 Temmuz 2010

    Öncelikle bu zor yolda adımlarınızın kuvvetli olması dileğiyle.Yolu zor kılan engellilerimiz değil,idrak edemeyen sağlıklı olduğunu düşünen boş beyinler.Engel farklılıkları ne olursa olsun yaşam hakları engellenemez.Sizce dünyayı görememek,tekerli sandalyede oturmak,istemsiz haraketlermi engelli,düşünme gücùne sahip olup beynin boş olduğunu göstermek,yürürken aksamak yerine düz yolu eğriye çevirmek.gökyüzünü gönül gözù ile görüp,görene hayatı zindan etmek mi engelliliktir?


  4. Naime Bezeğiş
    25 Temmuz 2010

    15 Yaşında ağır OTİSTİK bir kızım var. Var ama arkamda- yanımda hiç kimse yok. Yaşım ilerledikçe ki 50 yaşındayım, yüreğimi gelecek korkusu kaplamakta. Maddi imkansızlık - sahipsizlik bir yana, ki o sefalet adını verdiğim canavar yıllardır evimin içinde dolaşıp duruyor,şimdilerde tek korkum < BEN ÖLÜRSEM , BU GÜZELLER GÜZELİ KIZIM, devletin hangi kurumunda görev yapan , bir Müdür- bir bakıcı - bir temizlikçi sapık ruhlu kişi veya kişilere YEM olacak. Burası TÜRKİYE…söylenecek çoook şey var… Duyarlı bir vatandaş, sahipsiz bir özel çocuğun bakımını üstlenmek yerine, evine süs köpeği alıp, pahalı mamalarla besleyip, sabah yürüyüşlerinde o hayvanları gururla gezdirip hava atmayı tercih eder. Hatırı sayılı mal varlığına sahip bir vatandaştan, çocuğunun ilaçını almasını istesen, ödemelerini sıralar, hafta sonu gittiği barda, kafayı bulunca, kıytırık bir sanatçının ayakları dibine sıralar şampanyaları….en pahalısından..Burası TÜRKİYE ise ve hal böyle iken neden sarmasın yüreğimi gelecek korkusu.??Vatandaş - Devlet duyarsızlığı el ele vermişken, şimdi ben size soruyorum..Ben ÖLÜRKEN, YAĞMUR Gül’üdemi götüreyim, yoksa VATAN -MİLLET sağolsun deyip onu her gün bin defa ölmesi için - YEM -olarakmı bırakayım.? SAYGILAR SAYIN DEVLET BÜYÜKLERİMİZ..Antalyadan çaresiz bir ANNE….Naime Bezeğiş


  5. akşen zincircioğlu
    25 Temmuz 2010

    Çok üzgünüm ki ülkemizde, pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da çok eksiklikler var. Bireysel olarak ne yapılabilir bilmiyorum ama ben yine de
    herşeyi devletten beklememek gerektiğini düşünüyorum.
    Belki bu alanda çalışmalar yapmaya gönüllü insanlardan oluşan vakıflar, veya dernekler bir nebze fayda sağlayabilir.Bu konuda halkın duyarlılığını arttırıcı çeşitli bilinçlendirme kampanyalarıyla aileler manen ve madden desteklenebilir.Fikir yarışmaları düzenlenip, konuyla ilgili gündem oluşturulabilinir.
    İmkanlarım dahilindeki her türlü yardıma da hazır olduğumu belirtmek isterim.
    Saygılarımla,


  6. sueda
    27 Temmuz 2010

    bizler farklıyız zihinsel engelliler hiç büyümezler daima bebektirler bakım sevgi şevkat isterler.bir anne olarak 21 yaşındaki oğlum zihinsel engeli var diye bazı indirimlerden faydalanamıyor örn telefon tüm firmalara müracak ettim almak için ceza ehliyeti yok diye abone etmediler onun vasisi velisi benim kanunen onun işlerini onun adına ben getiriyorum benim denetim ve gözetimim altında.oğlumun konuşması yetersiz algısı yetersiz biliyorum bende konturlu telefon aldım evden çıkmayan oğluma bu senin dedim çarşıya çıkarken cebine koyuyorum konuşmasada terapi gibi oldu azda olsa kıpırdanma oldu benim oğlum zihinsel engelli diye bazı şeylerden faydalanamıyor ayrımcılık değilmi gerek kanun gerek diğer şeyler olsun onlarında ruhları aldıkları nefes var.araç alayım vergi indirim olursa dedim bazı yerlere gitmet için zihinsel engelli oyduğu için yararlanamıyor peki zihinsel engelli diye bunları insan yerine koymamak engel değilmi evet bizler farklıyız bizler insan değiliz her türlü ayrımcılık bizler için geçerli zihinsel engelliler insan olmadıkları hiç bir hizmet ve başka şeylere layık değil zaten yaşamaya layık değiliz.


  7. ayten güngör
    28 Temmuz 2010

    Bu yazıya katılmadığını ve maddi yardım yapıldığını söyleyen arkadaşlarla aynı ülkede yaşamıyoruz herhalde, empatiyle ve koşulları iyi irdeleyerek yazmalarını öneriyorum kendilerine.


Yorum yap


Son Yorumlar


PRNet Medya Takip McCann Erickson Mimarlık Merkezi Marka İletişim Hizmetleri Microsoft Türkiye Yemek Sepeti Photoshop Magazin Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği UPS Büyük Baskı Merkezi Hürriyet search earn Universal McCann